Ah, benim kadar mutlusu olamaz, sevgili okuyucular. Üstümde şu an hiçbir yük yok. Bomboş bir hayat yaşıyorum. Her gün facebook'ta mal mal takılmalar mı dersin, Şizofrenik İkizimle(Bizim Lona) okul bahçesinde yaptığımız mallıklar mı dersin, ne dersen de ama hayat çok hoş ve garip bir şekilde hızlı geçiyor. Hep böyle olmuştur lan, ne zamanki hayattan zevk almaya başlasam, bana inatmış gibi hızlıca akıp gitmeye başlıyor zaman.
En nefret ettiğim şeydir bu.
O değilde en ufak bir yeteneğim olmamasına rağmen şiir yarışmalarına katılıyorum. Güzel mi okuyorum, hayır; güzel bir sesim mi var, hayır. Sadece şiirlere karşı söndüremediğim bir ilgim var, o kadar. Sönüp gidesice. Acaba o gün sahnede ne bok yiyeceğim? REZİL OLUCAM. Çok belli arkadaş. Daha sınıfta arkadaşlarımın önünde sunumu bile sunmakta zorluk çeken, iki lafından birini kekeleyerek söyleyen biri olarak böyle bir şey yapmam aşırı derecede aptalca ve gereksizce.
Kahrolası hayat! Kahrolası sahip olamadığım özgürlük! Ne arkadaşımın doğum gününe ne de Megadeth konserine gidebiliyorum, heheheeey çok mutluyum canıım. Nah. Yahu bir insanın annesi bu kadar mı korumacı ve paranoyak olabilir? Annemden izin alma sürecinde aramızda şöyle bir diyalog geçiyor her zaman;
-Anneee! Şizofrenik İkizimin doğum günü partisi varmış, kafede kutlayacaklarmış. Gidebilirim değil mi?
+Neresiymiş orası? Bu kızın anne babası kim? Kimler gelecek? Hem nasıl bir kafe orası, ya pastanın içine uyuşturucu enjekte edip, sizi bayılttıktan sonra böbreklerini satarlarsa? Kızım dünya bu, dikkatli olmak lazım...
Hee anne, he. Ben aslında kafe diye seni kandırıp arkadaşlarımla içki içmeye gideceğim, sonra da sevgilimle buluşacağım o da beni... Hay Allah'ım, bu nasıl bir senaryo, nasıl bir kurgu yahu? Yemin ediyorum, annemi Muhteşem Yüzyıl'a yardımcı senarist olarak alsalar o reytingler uçar gider, hatta Satürn'de 3-5 tur atar da gelir...
Bu ses bir daha ne zaman gelir Türkiye'ye sorarım size gardaşlarım! Kaderime çomak sokayım, çuvaldızı batırıp çıkarayım amk. |
Bakın, sola doğru bakın. Adamdan karizma, asalet akıyor, damlıyor hatta damladıkça göl bile oluşturuyor. :(
Beni metale başlatan arkadaşımın emeğine, yüreğine sağlık, artık Psycosocial'ı dinlemediğim gün yok. Onsuz güblerim berbat geçiyor... Hem arkadaşımsız hem de müziksiz.
Nedense onda kendimi buluyorum *-* Ne bileyim, böyle aynı düşüncelere sahibiz, zevklerimiz aynı falan.
Hoş bir durum. Siyasi fikirleri benimkiyle tamı tamına örtüşen birininin olması, beni hayliyle mutlu ediyor. Böyle yani, sevgili ve çok değerli aslında yaptığım bu övgüleri okumaya bile tenezzül etmeyen blog takipçilerim. Aslında blogumu takip eden kişi sayısı 4 olarak gözüküyor ama ben daha çok olduğu ümidini kaybetmek istemiyorum. Sevgiler, saygılar, hürmetler.